30 Temmuz 2009 Perşembe

gibi birşey

uzun zaman sonra yaktığın ilk sigarayı düşün…
başın dönecek…
ve bu hoşuna gidecek…
uzun zaman sonra…

27 Temmuz 2009 Pazartesi

...

her şeye mantıklı bir kılıf aramayınca çorap söküğü her şey.
kılıf hep örten evet, sökük hep ayıp değil demek.

23 Temmuz 2009 Perşembe

peçete reçeteleri II |aya merdiven dayamak|

hava rüzgarlı olacak hafif
sömürmeyecek sigaranı
rahat bir yere serileceksin boylu boyunca
herşeyin nasılda makul olduğunu koyacaksın baş ucundaki şişenin yanına
düşünmeyeceksin
-sabah uyanman gereken saat kaç
düşünmeyeceksin
-ya sırtın tutulursa
güzel şarkılar gelecek aklına
mırıldanmaktan fazlasına gidecek
düşünmeyeceksin
-sesini duyan var mı
şişeler boşalacak
yenilerini kolay açacak çakmaklar
düşünmeyecek
sevineceksin mühim farzedip
aptal bi gülümseme yerleşecek yüzüne yavaştan
bi fütursuz huzur çökecek yanına
ne idiği belirsiz
yol aya çıkacak gibi gelecek o esnada
düşünmeyeceksin

21 Temmuz 2009 Salı

30 luk

25 i görünce yaş
25lik diye seslenince doğum gününde biri
hoşuna giderse ben gibi
30 luk olmak fikri sevimli gelebilir o an

19 Temmuz 2009 Pazar

anla|ma|mak

anlamamak. anlamıyor olmak bi türlü. anlayamadığından hırçınlaşmak. saçmalama hakkını kullanmak. çirkinleşmek alabildiğine. içinden geldiği gibi ağzına ilk geldiği gibi söylemek her şeyi. ne kadar çirkinleştiğini umursamadan. yüksek sesle düşünmek gibi.

kolomb’un gemileri yaklaşırken onları göremeyen yerliler gibi. tüm saflığınla. hiç bilmediğinden sadece… durup göremediğin gemilere sövmek gibi..

ve sonra sonra anlamaya başlamak.. yaşaya yaşaya.. istisnasız tüm saçmalamaları.
artık “gelişini görmek”… ne kadar saçma gelse de anlıyor olmak|tan| kendi saçmalama hakkından vazgeçmek istemsiz.. bi de üzerine anlamaktan kabullenmeye giden zamanlarda sıkışmak.

anlıyor olmak güzel, hadisenin gelişini görmek de. hastanın öleceği fikrine alışmak gibi bilinçaltında. ani ölümlerden daha az zararla çıkmak.

anlıyor olmak beter, fikrine alışırken kendini yemek gibi.

anlamamak ve saçmalamak da güzel kimi. hiç kabullenmezsin mesela.

görmüyorsan görmüyorsundur. temizdir.

sen de oturup sil baştan ada çizersin.

13 Temmuz 2009 Pazartesi

reported |indirect| speech

öyle dendi, böyle yapıldı. gerçeği başkalaştıran (kasıtlı/kasıtsız) aktarım hatası.

12 Temmuz 2009 Pazar

sabah sabah

rüyalar görüldü, hani o gerçek gibi olanlardan. anlatılmadı.

11 Temmuz 2009 Cumartesi

schizophrenia I

içinden biri kalkıp
kapıyı çekip çıkıyor
|her sabah|demiştim|dinlememiştin|
kapıyı kilitlemediğini düşünüyor
|üstüne üstlük|ne gereği var|
|kalan|tavana dikili gözler|donuk|
kelimesi kalmamış|yok|
|düşün|me|sela|
|ne gereği var|

10 Temmuz 2009 Cuma

sonu öyle birşey (olsa gerek)

duymak istediklerinle söylemek istedikleri arasında...
sense ne bildiğinle meşgul |ifadesiz|
öyle bilsinler ki sen zil zurna |kifayetsiz|

benzer hikayeleri çok önceden hatmetmek
bile bile görmemek sana özgü
ve sen karın ağrılarına alışkın
devaları ile meşgulken
"herşey henüzken "
anladım(n)..

8 Temmuz 2009 Çarşamba

düşünüyorum|hiç pamuk helvaya sırnaşmadım, sanırım ben bu “pamuk helva olayı”nı pek anlamadım ya da çok pembeydi yemek için|bilemedim

4 Temmuz 2009 Cumartesi

kimi insan öznesi

dünyası küçülen guliverler

2 Temmuz 2009 Perşembe

peçete reçeteleri

-ması gerekenleri bi kenara bırakıp,
hiçbir yere, hiç kimseye ve hiçbir şeye yetişmeden yürüyeceksin mesela
onlar nasılsa yaslanacak ertesi güne yüzsüz yüzsüz
sen umursamayacaksın yürürken -mış gibi..

en tout cas

1 Temmuz 2009 Çarşamba

do NOT pay attention

tasnifsiz kafalar bunlar
bi atımlık barutun sorusu:

-hangisi?

gibi bişi

evvela usturmaçaları salacaksın sonra tam yol tornistan!

serkeşçeler II

atla deve olsa gerekti aradaki…
atı da bilirim…
deveyi de…
oturup içmişliğimiz var…