anlamamak. anlamıyor olmak bi türlü. anlayamadığından hırçınlaşmak. saçmalama hakkını kullanmak. çirkinleşmek alabildiğine. içinden geldiği gibi ağzına ilk geldiği gibi söylemek her şeyi. ne kadar çirkinleştiğini umursamadan. yüksek sesle düşünmek gibi.
kolomb’un gemileri yaklaşırken onları göremeyen yerliler gibi. tüm saflığınla. hiç bilmediğinden sadece… durup göremediğin gemilere sövmek gibi..
ve sonra sonra anlamaya başlamak.. yaşaya yaşaya.. istisnasız tüm saçmalamaları.
artık “gelişini görmek”… ne kadar saçma gelse de anlıyor olmak|tan| kendi saçmalama hakkından vazgeçmek istemsiz.. bi de üzerine anlamaktan kabullenmeye giden zamanlarda sıkışmak.
anlıyor olmak güzel, hadisenin gelişini görmek de. hastanın öleceği fikrine alışmak gibi bilinçaltında. ani ölümlerden daha az zararla çıkmak.
anlıyor olmak beter, fikrine alışırken kendini yemek gibi.
anlamamak ve saçmalamak da güzel kimi. hiç kabullenmezsin mesela.
görmüyorsan görmüyorsundur. temizdir.
sen de oturup sil baştan ada çizersin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder