güzel bi makyaj güzel bir elbise
güler bir yüz güzel bir ten
güzel yemekler yiyip güzel içkiler içtim
güzel kitaplar okudum güzel müzikler dinledim
ve bir doğum gününü erken kutladı içim
bir piyango bileti edindim
beklentisiz
kış da çok soğuk gelmedi bugün mesela
güzel insanlar gördüm
bir keyif sigarasının dumanı ağlattı beni
ve bikaç erkeklik kabardı buna
turning the reel reverse the past
trying to make this moment last
29 Ekim 2010 Cuma
11 Ekim 2010 Pazartesi
peçete reçeteleri V |Infectus|
içine sığamayacaksın biçilmiş kaftanlarının
ve bu sana mahsus olmayacak
ve bu sana mahsus olmayacak
6 Ekim 2010 Çarşamba
7 Eylül 2010 Salı
28 Ağustos 2010 Cumartesi
3 Temmuz 2010 Cumartesi
6 Haziran 2010 Pazar
24 Nisan 2010 Cumartesi
"warning"
kendinizi nereye gittiği belli olmayan ama muhakkak "tamir" e giden seyir haliyle işler görünen ama kocaman led yazıyla arızalı ibaresiyle kimseyi kabul etmeyen belediye otobüsleri gibi hissedebilirsiniz..
bu hisse karşılık hiçbir durakta durmayacağını yine aynı led yazıyla "mecidiyeköy e gider" kadar net söyleyerek sadece son durak yolcusu kabul etmek isteyeceksiniz...
her iki koşulda da alnınızda ikaz lambanız yanıyor olacak. ve bu ancak size yakışacak..
bu hisse karşılık hiçbir durakta durmayacağını yine aynı led yazıyla "mecidiyeköy e gider" kadar net söyleyerek sadece son durak yolcusu kabul etmek isteyeceksiniz...
her iki koşulda da alnınızda ikaz lambanız yanıyor olacak. ve bu ancak size yakışacak..
loneliness/solitude
arendt, yalnızlık (loneliness) ve tek başınalığı (solitude) birbirinden ayırır. tek başınalıkta birey, kendisiyle bir diyalog içerisindedir. birey, diyalog yoluyla kendisiyle bir beraberlik kurar ve bu beraberlik başkalarıyla da konuşabilme yetisine sahip olduğunu gösterir. oysa yalnızlıkta birey, başkalarından mutlak anlamda yalıtılmış durumdadır. başkalarıyla ne iletişime geçme ne de ortak eylemde bulunma imkânına sahiptir. bkz., hannah Arendt, the origins of totalitarianism, meridian books, cleveland and new york, 1963, s. 476.
10 Nisan 2010 Cumartesi
4 Nisan 2010 Pazar
3 Nisan 2010 Cumartesi
27 Mart 2010 Cumartesi
...
kimse ölmedi
kimse doğmadı
eksilmedik ve
çoğalmadık sayıca
kendimizden başka
kimse çözülmedi ve
kimse acıtılmadı
otur
biraz huzur yanına bi tebessüm söyle kendine benden
geliyorum
kimse doğmadı
eksilmedik ve
çoğalmadık sayıca
kendimizden başka
kimse çözülmedi ve
kimse acıtılmadı
otur
biraz huzur yanına bi tebessüm söyle kendine benden
geliyorum
22 Mart 2010 Pazartesi
...
iki defa göremeyeceğiniz adamların üç tekerlekli el arabalarından sahlep içersiniz ve bunu sadece istanbul'da yaşarsınız...
13 Mart 2010 Cumartesi
28 Şubat 2010 Pazar
22 Şubat 2010 Pazartesi
13 Şubat 2010 Cumartesi
peçete reçeteleri IV |primitif; pas lexis mais praxis|
vuku; kelimeler kifayetsiz kalacak |darlan dünya|
doğru dili de bulamayacaksın |çok bilinmeyenli|
tahlil; mastar haline çekeceksin kendini |salt icraata geçiş| infinitif & primitif
** kısıt; kendinle çelişebilirsin |olası|
doğru dili de bulamayacaksın |çok bilinmeyenli|
tahlil; mastar haline çekeceksin kendini |salt icraata geçiş| infinitif & primitif
** kısıt; kendinle çelişebilirsin |olası|
11 Şubat 2010 Perşembe
7 Şubat 2010 Pazar
6 Şubat 2010 Cumartesi
2 Şubat 2010 Salı
end of the " the aaaaaa"
do not use the word you're defining in the definition but if it's a name of sb's just do not use any other word to define him/her
1 Şubat 2010 Pazartesi
9 Ocak 2010 Cumartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)